Home / Genel / 2. Bülten: Çalışma Koşullarımız Nasıl?

2. Bülten: Çalışma Koşullarımız Nasıl?

1 Mayıs’a 1 Yıl Varken Başladık!

Hiç dikkat ettiniz mi? Uzun süre görmediğimiz bir arkadaşımızla karşılaştığımızda hâl hatır sorduktan sonra ilk sorumuz “Çalışıyor musun?” oluyor. Çünkü biliyoruz ki bu düzende işsiz kalmak yaşamımızı devam ettirememek demektir. Bu nedenle arkadaşımızın en azından bir işte çalışıyor olması bizi sevindiriyor.

Fakat çalışma koşullarının nasıl olduğunu ya da aldığı ücretle geçinip geçinemediğini sorduğumuzda “bir dokun bin ah işit” derler ya işte öyle oluyor. Bu da gayet anlaşılırdır çünkü çalışma koşullarımızı biz değil bizim sırtımızdan en fazla kârı elde etmek isteyen patronlar belirliyor.

Türkiye’de haftalık çalışma süresi yasal olarak en fazla 45 saat olmasına rağmen bu sürenin çok daha üzerinde çalışılıyor. Özellikle inşaat, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışma süreleri devletin resmî kurumlarının verdiği rakamlara baktığımızda çok uzundur. Gerçeğin bunun çok daha fazla üzerinde olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Bazı günler iş yetişecek diye ölesiye çalıştırılırken bazı günler iş yok diye eve gönderiliriz. Ailemizle ya da arkadaşlarımızla plan yapmamıza izin verilmez. Her an iş için hazır olmamız beklenir bizden. Birçok yerde mesai parası alamayız. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde bırakalım mesai parası almayı, verdikleri asgari ücreti bile çoğu zaman zamanında alamadığımız olur.

Asgari ücretten daha fazla ücret almamıza rağmen sigortamızın asgari ücret üzerinden yatırılması oldukça yaygındır. Bunun çok açık bir yasa ihlali olduğunu bildiğimiz hâlde çoğu zaman şikâyet bile edemeyiz, çünkü işten çıkarılacağımızı biliriz.

Nasıl bir iş yapacağımız, ne kadar süreyle ve hangi koşullarda çalışacağımız, içinde yaşadığımız kapitalist çalışma koşullarına göre belirleniyor.

Diyelim ki tüm bu kötü koşullara katlanarak çalışıyoruz, çalışmak zorundayız; hiç olmazsa bu ağır koşulları biraz olsun hafifletecek, biraz kendimize gelebileceğimiz ve dinlenebileceğimiz tatil hakkımız olsa diye düşünüyoruz. Ne yazık ki o da yok. Türkiye’de hafta tatili yasal olarak 1 gündür. Bu 1 gün de, çoğu zaman zannedildiği gibi Pazar günü değildir. Patron, bu günün hangi gün olacağını belirleme hakkına sahiptir.

Yasal olarak hafta tatilini hak edebilmek için, bir günlük hafta tatilinden önce 6 gün kesintisiz çalışmış olmanız gerekir. Eğer o hafta içinde geçerli bir sebep göstermeden (kime göre geçerli sebep…) bir gün işe gidemediyseniz hafta tatilimiz ortadan kalkabiliyor.

Yıllık izinlerde de durum farklı değildir. Yasaya göre 1 yıldan 5 yıla kadar (beş yıl dahil) 14 gün, 5 yıldan fazla 15 yıldan az çalışıyorsanız 20 gün, 15 yıl ve daha fazla çalışıyorsanız 26 gün izin hakkınız var.

Eğer henüz yeni bir işe girdiysek önce 365 gün patrona çalışmamız gerekiyor. 14 günlük yıllık izine ancak bir yılın sonunda hak kazanabiliyoruz. Eğer beş yıllık bir işçiysek 1825 günün ancak 56 gününü yıllık izin diye veriyorlar bize…

İçinde bulunduğumuz çalışma koşulları ile ilgili daha fazla şey söylememiz mümkün fakat bu kadarı bile nasıl insanlık dışı bir sistemde yaşadığımızıgöstermeye yetiyor.

Yaşam biçimimizin bir avuç zenginin dudakları arasında şekillendiği, bize dayatılan koşulları kabul etmediğimizde açlıkla karşı karşıya kaldığımız bir sistemde yaşıyoruz. Oysaki bütün zenginlikleri üreten, yaratan biziz…
Fakat alternatifsiz değiliz. Her gün çalışma ve yaşam koşullarımızı daha da iyileştirmek için mücadele ediyoruz. Taleplerimizi oluşturuyor, geliştiriyor ve ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu taleplerin ne olduğunu bu broşürle en
güzel işçiler anlatacak bize…

İkincisini çıkardığımız bu broşürle amacımız bu talepler etrafında bir araya gelip önümüzdeki 1 Mayıs’ta daha sesli haykırabilmek.

Ne istediğimizi biliyoruz. Yeter ki nasıl yapacağımızı öğrenelim…

Bültene aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabiliriniz.

İşçi Konseyi Girişimi 2. Bülten

 

 

Check Also

1 Mayıs’a 1 Yıl Varken Başladık?

Çok garip ilişkileri, tepkileri veya istekleri olan örgütlere sahibiz.Her şeyi iktidar (siz patronlar diye okuyun) …